Bugün öğlen vakti gökten insanı incitmemek için nazik nazik düşen kar tanelerinin arasında işe geliyordum. İnsanla tatlı bir oyun oynuyorlar. Bir adım önüne, bazen burnunun üzerine, bazen ayaklarının hemen önüne düşüyorlar. Sanki insana bir mutluluk oyunu oynatıyorlar. Bazen ürkek bazen kaçamak bazen uçarı. Ama hep huzur dolu. Karı öylesine özlemişimki, şimdi daha iyi anlıyorum. Allah bir kulunu sevindirmek isterse eşeğini kaybettirir sonrada buldurur derlerya işte öyle bişey. Önce kışımızı, sonra karlarımızı kaybettik. Daraldık, bunaldık, dar kapılardan geçtik, derinlere daldık. Cuma namazında müftü efendinin sözleri kulaklarımda hala. "Allah bizim duamızı bekliyor rahmetini vermek için". Dua edin duanızı kabul edeyim, ayeti işte buraya gelip oturuyor. Ve rahmet şimdi kafamızdan aşağıya boşalan. Ve huzur bizim yol arkadaşımız.

 

Resim çekmek için aldığım fotograf makinası başıma bela oldu desem yeridir. Hiç gerek yok aslında huzuru resmetmeye varsa sorun yok demektir. Yoksa resimlerine bakıp avunmak insanın bunalımını artırıyor belliki. Bir iki defa yeltendim resim çekmek için ama hevesim yarım kaldı. Öylece bıraktım tekrar makinayı. Ve yürüdüm yürüdüm, karlarda izler bırakarak yürüdüm. Suskun bir derviş gibi, karlarda yürüyüp giden bir gölge gibi. Ağaçlar arasında bir yoldan geçiyorum hergün, gene ordan geçtim her zaman buranın resmini çekmeliyim dediğim yerde, yanımda makinamda varken hiç dokunmadım, yaşanmış ve hayalimdeki resmiyle kalmış olsun istedim. Öylede kaldı. Karlar düştü omuzlarıma saçlarıma, rüzgar hafifce öptü yanklarımdan ve ben yolların birleşen noktasında gördüğüm beyazlığa doğru yürüdüm...31012007

 

 

.

geliyorum...

.